BÜYÜ- SİHİR



BÜYÜ- SİHİR

SİHİR: Din ile ilgisi olmayan dualar ve hareketlerle ruh üzerinde tesir yapmak, bir insanı  istenilen şeyi yapmaya sevk eden gizli kuvvet, tabiata aykırı haller vucuda getiren etkidir. Bunu yapanlara SİHİRBAZ denir.

BÜYÜ: Herhangi bir çıkar uğruna başkalarına zarar vermeye yönelik , meşru olmayan yollarla bir takım gizli kuvvetleri yönlendirilerek yapılan ve gerçeğe uymayan göz bağçılık , düzenbazlık, oyunculuk,şeklinde işlere büyü; bu işi yapana da BÜYÜCÜ denir.

  Büyücülük tarihin her devrinde vardır. Büyücülük dinimizce yasaklanmıştır.

SİHRİN YAPILIŞİ ŞEKİLLERİ

1-Yıldızlarla yapılan sihir.

2- Ruh çağırma , hipnotizma  ve benzeri yollarla insana etki yapan sihir.

3- Cinlerle işbirliği yapılarak yapılan sihir.

4- Göz boyama ve illizyonla yapılan sihir.

5- Çeşitli aletlerle yapılan sihir.

6- Çeşitli ilaçlarla ve kokularla yapılan sihir.

7- İsmi azamı biliyorum diyerek karşısındakini psikolojik olarak etkileyen sihir.

8- Çeşitli aracılarla, dinleme cihazları ile, insanların gizli halleri öğrenilerek yapılan sihir.

   Sihir gerçektir ve vardır. Sihrin olduğuna dair kuran-ı kerimde ayetler vardır.

   Sihir ve büyünün her türlüsü Kuran-ı kerimde yasaklanmıştır. Nitekim

AYET: ‘’ Halbuki Süleyman büyü yapıp kafir olmadı. Şeytanlar kafir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Harut ile Marut  adlı iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek herkese biz ancak imtihan için gönderildik. Sakın yanlış inanıpta kafir olmayın demeden hiç kimseye sihir öğretmezlerdi. Onlar  o iki melekten karı ile koca arasını açacak  şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler Allahın izni olmadan  kimseye zarar veremezler.  Onlar kendilerine faydalı değil  zararlı olanı  öğrendiler. Sihri satın alanların , ona inanıp para verenlerin ahretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür. Keşke anlasalar.(Bakara, 102)

  Bu ayeti kerimeden şunları anlıyoruz. Büyünün var olduğu, gerçek olduğu, yapıldığı ve tesir ettiğini, ve karı koca arasını da bozabileceğini, sihri yapan ve yaptıranların ebedi cehennemlik  olduğunu anlıyoruz.

HADİS:’’ Peygamberimiz(sav) Her kim falcıya, Gaibten haber verene ve sihirbaza giderek onlardan bir şey sorar  söylediklerine inanır.  Ve tastik ederse kafir olur. (Müslim – Selam- 125)

  Bu konuda birçok hadis mevcuttur.

SİHİRDEN KORUNMANIN YOLLARI

Allahü teâlâ, her şeyi sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak gerekir. Her şeyin yaratılmasında ortak olan manevi sebep, sadaka vermek, 70 kere (Estağfirullah min külli mâ kerihallah) duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Ruhi sıkıntıların çoğu, cinden ve büyüden meydana gelir. Ruhi hastalıklar, sara ve cinden korunmak için, kıymetli kitaplarda bildirilen dualardan bazıları şunlardır:

1- Euzü Besmele ile Fatiha suresini okumalı.

2- Euzü Besmele ile iki Kul-euzü okumalı.

3- Bir miktar suya Âyet-el kürsi, İhlas ve Muavvizeteyn [Nas ve Felak] surelerini okumalı. Büyü yapılan kimse bundan üç yudum içmeli, kalan su ile gusletmeli.

4- Sedir ağacının 7 tane yeşil yaprağı ezilip su ile karıştırılır. Üzerine Âyet-el kürsi, İhlas ve Kul-euzüler okunur. 3 yudum içip geri kalanla gusledilir.

5- Üç kere Salevat ve Fatiha, Âyet-el kürsi, Kâfirun, İhlas, Felak ve Nas sureleri yedişer defa okunup hastaya üflenir. Bunlar tekrar okunup hastanın yatağına, evin her yerine, bahçeye üflenir.

6- Fatiha, Âyet-el-kürsi ve 4 Kul [Kâfirun, İhlas, Felak ve Nas sureleri] yedişer kere okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar, hayvan sokması ve bütün dertler için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritip içirmek ve ısırılan yere sürmek de olur.

7- Sabah akşam, Bekara suresinin başından 4 âyet ve Âyet-el kürsi ile, Âyet-el kürsiden sonraki iki âyeti ve Bekara suresinin sonundaki 3 âyet, delinin üzerine okunursa, iyi olur.

8- Sabah akşam 24 kere Estağfirullah denir, sonra (Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir. Sonra 11 İhlas ve 7 kere Fatiha ve 33 kere, Allahümme salli ve sellim ala seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed okuyup, sevabı Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın ve Evliyanın ve sonra isimleri okunarak Silsile-i aliyye büyüklerinin ruhlarına hediye edilir. Bunların hürmetine şifa vermesi için dua edilir. Her gün sabah-akşam böyle dua edilir.

9- Günde 500 kere (La havle vela kuvvete illa billah) okumalı! Başlarken ve bitirince yüz kere salevat getirmeli. [Bunu her gün muhakkak okumalı, ihmal etmemeli.]

10- Ha-Mim Mümin suresinin başından masir’e kadar ve Âyet-el kürsi okumalı.

11- La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehülmülkü velehülhamdü vehüve alâ külli şeyin kadir okumalı.

12- Cuma günü seher vakti, sağ elinin içine Nisa suresi 99. Âyeti, vemen yahruc’dan rahimâ’ya kadar yazılır, sonra dili ile yalanıp yutulur. 40 yıllık büyü de olsa çözülür.

PEYGAMBERİMİZE YAPILAN SİHİR

Hz. Peygamber (S.A.V)'e büyü yapıldığı bir gerçektir. Nitekim İbn-i Abbas ve Hz. Aişe (R.A)'dan şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber (S.A.V)'in yahudi bir hizmetçisi vardı. Yanında Hz. Peygamber (S.A.V)'in tarağından dişler vardı. Bunları yahudilere verdi. Onlarda bu dişlerle Hz. Peygamber (S.A.V)'e sihir yaptılar. Bu işi yahudi olan Lebid bin A'sam yaptı.

Daha sonra yahudi hizmetçi bu sihri Eris kuyusuna gömdü. Cebrail (A.S) Felak ve Nas surelerini indirdi ve bu sihrin yerini ve kimin yaptığını Hz. Peygamber (S.A.V)'e haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V)Hz. Ali'yi gönderdi. O da kuyunun suyunu boşalttı. Kuyudaki taşın altından da sihir yapılan tarağın dişlerini çıkardılar. Bunlarla beraber bir de yay kirişi vardı. O kirişte on tane de düğüm vardı. Alıp onu Hz. Peygamber (S.A.V)'e getirdiler.

Hz. Peygamber (S.A.V) de o düğümlerin üzerine Felak ve Nas surelerini okumaya başladı. Her bir ayet okuduğunda bir düğüm çözülüyor ve Hz. Peygamber (S.A.V) hafiflik buluyordu. İki surenin okunması bitince son düğümde çözüldü. Hz. Peygamber (S.A.V) de rahatladı ve şifa buldu." (Buhari, Müslim)

Bazı kimseler bu olayı abartarak Hz. Peygamber (S.A.V)'in akli dengesini yitirmiş olduğunu söyleyerek büyük bir iftirada bulunmuşlardır. Hz. Peygamber (S.A.V) hiçbir zaman aklî dengesini yitirmemiştir. Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:"O kendiliğinden konuşmamaktadır. Onun sözleri, ona bir vahiy ile bildirilmekte, öğretilmektedir." (Necm; 3-4)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder